Yaklaşık üç ay önce internet üzerinden yaptığım başvurum,
başvuru yaptığım tarihten iki ay sonra firma tarafından görüntülendi.
Görüntülenmesinin ertesi günü, yani perşembe günü, öğle saatlerinde aradılar ve
insan kaynakları görevlisi, çok kibar bir bayan kendisini tanıtmasının
ardından, ilk mülakat için pazartesi günü görüşmeye çağırdı. Hatta o kadar
kibardı ki, o gün uygun olup olmadığımı bile sordu. O havayla ajandamı
kurcalayıp "O güne konken partim var, çarşamba olsa" diye sorasım gelmişti.
Tabi yapmadım. Ne işim olacak ki! Evde boş boş oturuyorum.
"Görüşme yeri bilgileri, daha sonra size bir mesajla
ulaştırılacak. Sizden ricam, yanınızda bir vesikalık fotoğraf getirmeniz"
dedi. "Tabii! Teşekkür ederim. İyi çalışmalar" diyerek kapadım
telefonu... O saatten itibaren aldı beni bir panik. Sürekli alışveriş yaptığım
ve ürünlerini çok beğendiğim tekstil sektöründeki devlerden biri olan bu
firmanın, bünyesinde çalışacak olmak da benim için bir ayrıcalıktı tabi.
Görüşmeye giderken ne giyeceğim paniği yaşayarak başladım arkadaşlarımı
aramaya… Çok yakın bir arkadaşım, “Kıyafet konusunda ben sana yardımcı
olacağım, merak etme. Sen siyah bir pantolon bul” dedi. Evdeki klasik, düz,
spor, bol bütün siyah pantolonlarımı denedim ama nafile… Kilo aldığım için hiçbiri
olmuyor. Ertesi gün yani cuma günü, gittim bir Avm’ye, ürünlerini sevdiğim bir
başka markanın mağazasına girip bütün siyah pantolonları denemek için
reyonlardan aldım. Girdim deneme odasına. Üşenmeden hepsini bir bir giydim.
Hatta sadece giymekle kalmadım; her bir pantolonu üzerime giydikten sonra, bir
yandan, bir de önden fotoğrafını çekip tek tek arkadaşlarıma yolladım.
Onlarında fikirlerini aldıktan sonra bir tane boru paça pantolonda karar kıldım
ve ödemeyi gerçekleştirip mağazadan çıktım. Çıktım çıkmasına ama aklım bir
başka pantolonda kalmıştı. Eve gidip ayakkabı da dahil hepsini denedikten sonra
tam karar verebilirdim.
Cumartesi günü arkadaşım ile
buluştuk ve bana görüşmeye giderken giymem için bir çift çizme ve çanta verdi.
Eve dönüp tüm kıyafeti denemek için giydim. Beyaz gömlek, V yaka siyah kazak,
siyah pantolon, siyah çizme, gri çanta, gri trençkot… Tamamdım… Ama hiçte
tamamım gibi gelmiyordu. Bir eksiklik vardı. FOTOĞRAF!!! L O an kalp krizi geçirebilirdim. Akşam
saat altı olmuştu ve artık her şey için çok geç olabilirdi. Üzerime bir gömlek
ve bir kazak geçirip altımda eşofman spor ayakkabılarımla kendimi sokağa attım.
Ana caddeye çıkmak için hızlı adımlarla yürürken, insanların bakışlarını
umursamamaya çalışıyordum. Caddeye çıktığımda bakışlar daha dehşet bir
görüntüye sahip olduğumun göstergesiydi. -Altı forma üstü sorma- korkunç bir
halde fotoğrafçı arıyordum. Nihayet buldum ve içeriye girdim. Ertesi gün almak
üzere zar zor anlaştım ve poz verip çıktım. Eve döndüm. Odada asılı duran kıyafetlere
bir kez daha baktım. Ama yok… O pantolon hiç içime sinmemişti.
Pazar günü bana çizme ve çantayı
veren arkadaşımla buluştuk ve alışveriş yaptığım Avm’deki mağazaya geri gittik.
Aklımda kalan pantolonu giydim ve arkadaşımda benimle hemfikir olup “Bu daha
iyi durdu” dedi. Dar kesim bir pantolondu ve çok şıktı. Değiştirdikten sonra,
eve döndüm ve iş görüşmesi için son hazırlıklarımı da yapıp güzel bir uyku
çekmek için yattım.
Sabah erken saatte kalkıp
hazırlandım ve görüşme için verdikleri saatten iki saat önce evden çıktım.
Malum İstanbul trafiği… Ne olacağı hiç belli olmaz derken 45 dakikada firmanın
merkez binasının önündeydim. Çok heyecanlıydım. Sakinleşmek için bir çay içmeye
karar verdim. Bir kafede oturup çayımı içip biraz da zaman geçirdikten sonra firmaya
geri döndüm. İçeri girdim, danışmadaki görevliye iş görüşmesi için geldiğimi
söyledim. Kaçıncı kata çıkacağımı söyledi. Asansöre bindim ve asansörün
aynasında son bir kontrol yaptım. Salona girdiğimde genellikle benden küçük
yaşlardaki gençler koltuklarda, taburelerde, masa çevresinde oturuyorlardı. Kat
danışmasındaki sarışın bayan, “Hoş geldiniz. İlk görüşme için mi, ikinci
görüşme için mi geldiniz?” diye sordu. “İlk görüşme” diye cevapladıktan sonra
ismimi sordu ve “Buyrun. Biraz bekleyin sizi alacağız” dedi. Bir tabureye
oturup çevreme baktım. Genci, orta yaşlısı, kızı, erkeği herkes benim gibi yarı
spor yarı klasik bir şıklığa sahipti. Bu alandaki görüşmelerde, temiz ve
kişinin kendine yakışanı giymesi gerektiğini düşünüyordum. Doğru yoldaydım.
Benim yaşlarımda adaşım olan bir bayan girdi salona. Kendisini tanıttıktan
sonra, “İlk görüşme için gelenler lütfen beni takip etsinler” dedi. L
şeklindeki bir koridordan geçip dershane sıralarının olduğu bir sınıfa alındık.
Yaklaşık 20-25 kişiydik. Bayan, kendisini ve firmayı tanıttıktan sonra, “Size
bir tanıtım filmi izleteceğim, sonra görüşürüz” dedi ve filmi başlatıp sınıftan
ayrıldı. Yaklaşık on dakika süren filmin son dakikalarında sınıfa geri geldi.
Elindeki formları dağıttı. Formda kişisel bilgilerimizin dışında,
deneyimlerimiz, eğitimimizle ilgili doldurulması gereken bölümler vardı. Ayrıca
firmanın hangi markalarında ve hangi lokasyondaki mağazalarında çalışmak istediğimize dair
sorular da bulunuyordu. İstedikleri vesikalık fotoğrafı da formun köşesine
elden ele dolaşan zımba ile birleştirdikten sonra, formu tamamlayıp uzattım.
Bir baktım ki ilk geri veren benim. Bu süre içerisinde kendini göstermeye
çalışanlar, ilgi çekmek için garip garip soru soranlar da olmadı değil…
Formların toplanması tamamlandıktan sonra tabi en altta kalan form benimki
oldu. Görevli bayan, “Sizi şimdi daha iyi tanıyabilmek için sırayla
çağıracağız” dedi. İçimden, “Ooo ooo benim form en altta kaldı, bari telefonu
kurcalayayım da, zaman geçsin” derken, ikinci çağrılan ben oldum. Apar topar
ayağa kalktım ve başka bir odaya geçmek üzere sınıftan çıktım.
Odaya girmeden önce güleryüzlü bir
bayan görevli, “Hoş geldiniz” dedi ve beni içeriye buyur etti. Masada yerimi
aldıktan sonra karşıma geçti ve “Form
üzerinden giderek sizi daha iyi tanıyabilmemiz için bilgilerinize beraber
bakacağız” dedi. Kişisel bilgiler, eğitim falan derken çalışmak istediğim
marka ve mağaza ilgili konuşurken, heyecandan gözüm seğirmeye başladı.
Bildiğimiz göz kırpıyor gibiyim. Artık bana içinden sapık mı demiştir nedir
bilmem. Geçmiş iş deneyimlerim bölümüne geldiğinde boş bıraktığımı görünce, “Tekstil
ve mağazacılık sektöründe, satış danışmanlığı deneyimim olmadığı için yazmadım.
Farklı sektör ve alanlar oldu. İsterseniz yazabilirim” dedim. “İkinci görüşmede
zaten bu bilgileri isteyeceğiz sizden, o yüzden şimdilik gerek yok” dedi.
Görüşmemizin tamamlanmasının ardından, birbirimize teşekkür ettik ve kendisine
“İyi çalışmalar” dileyerek odadan ayrıldım. Koridorda diğer görevlileri de
görünce otuz iki diş gülümseyiş ve tüm şirinliğimle ilerledim ve asansöre
bindim. Bir kat sonra başka bir bayanla karşılaştık. Ne alakaysa o da
gülümseyerek “İyi günler” dedi. O an satış danışmanlığı (tezgahtarlık) işinden
vazgeçip görev ne olursa olsun, merkez binada çalışmak istedim. Bu kadar
samimi, içten ve güler yüzlü insanlarla çalışmak gerçekten mükemmel olurdu. Ama
gel gör ki üç hafta geçti, ne arayan var ne soran…