3 Ocak 2016 Pazar

Part-Time Satış Danışmanlığı İş Görüşmesi

   Yaklaşık üç ay önce internet üzerinden yaptığım başvurum, başvuru yaptığım tarihten iki ay sonra firma tarafından görüntülendi. Görüntülenmesinin ertesi günü, yani perşembe günü, öğle saatlerinde aradılar ve insan kaynakları görevlisi, çok kibar bir bayan kendisini tanıtmasının ardından, ilk mülakat için pazartesi günü görüşmeye çağırdı. Hatta o kadar kibardı ki, o gün uygun olup olmadığımı bile sordu. O havayla ajandamı kurcalayıp "O güne konken partim var, çarşamba olsa" diye sorasım gelmişti. Tabi yapmadım. Ne işim olacak ki! Evde boş boş oturuyorum. 
   "Görüşme yeri bilgileri, daha sonra size bir mesajla ulaştırılacak. Sizden ricam, yanınızda bir vesikalık fotoğraf getirmeniz" dedi. "Tabii! Teşekkür ederim. İyi çalışmalar" diyerek kapadım telefonu... O saatten itibaren aldı beni bir panik. Sürekli alışveriş yaptığım ve ürünlerini çok beğendiğim tekstil sektöründeki devlerden biri olan bu firmanın, bünyesinde çalışacak olmak da benim için bir ayrıcalıktı tabi. Görüşmeye giderken ne giyeceğim paniği yaşayarak başladım arkadaşlarımı aramaya… Çok yakın bir arkadaşım, “Kıyafet konusunda ben sana yardımcı olacağım, merak etme. Sen siyah bir pantolon bul” dedi. Evdeki klasik, düz, spor, bol bütün siyah pantolonlarımı denedim ama nafile… Kilo aldığım için hiçbiri olmuyor. Ertesi gün yani cuma günü, gittim bir Avm’ye, ürünlerini sevdiğim bir başka markanın mağazasına girip bütün siyah pantolonları denemek için reyonlardan aldım. Girdim deneme odasına. Üşenmeden hepsini bir bir giydim. Hatta sadece giymekle kalmadım; her bir pantolonu üzerime giydikten sonra, bir yandan, bir de önden fotoğrafını çekip tek tek arkadaşlarıma yolladım. Onlarında fikirlerini aldıktan sonra bir tane boru paça pantolonda karar kıldım ve ödemeyi gerçekleştirip mağazadan çıktım. Çıktım çıkmasına ama aklım bir başka pantolonda kalmıştı. Eve gidip ayakkabı da dahil hepsini denedikten sonra tam karar verebilirdim.
   Cumartesi günü arkadaşım ile buluştuk ve bana görüşmeye giderken giymem için bir çift çizme ve çanta verdi. Eve dönüp tüm kıyafeti denemek için giydim. Beyaz gömlek, V yaka siyah kazak, siyah pantolon, siyah çizme, gri çanta, gri trençkot… Tamamdım… Ama hiçte tamamım gibi gelmiyordu. Bir eksiklik vardı. FOTOĞRAF!!! L O an kalp krizi geçirebilirdim. Akşam saat altı olmuştu ve artık her şey için çok geç olabilirdi. Üzerime bir gömlek ve bir kazak geçirip altımda eşofman spor ayakkabılarımla kendimi sokağa attım. Ana caddeye çıkmak için hızlı adımlarla yürürken, insanların bakışlarını umursamamaya çalışıyordum. Caddeye çıktığımda bakışlar daha dehşet bir görüntüye sahip olduğumun göstergesiydi. -Altı forma üstü sorma- korkunç bir halde fotoğrafçı arıyordum. Nihayet buldum ve içeriye girdim. Ertesi gün almak üzere zar zor anlaştım ve poz verip çıktım. Eve döndüm. Odada asılı duran kıyafetlere bir kez daha baktım. Ama yok… O pantolon hiç içime sinmemişti. 
   Pazar günü bana çizme ve çantayı veren arkadaşımla buluştuk ve alışveriş yaptığım Avm’deki mağazaya geri gittik. Aklımda kalan pantolonu giydim ve arkadaşımda benimle hemfikir olup “Bu daha iyi durdu” dedi. Dar kesim bir pantolondu ve çok şıktı. Değiştirdikten sonra, eve döndüm ve iş görüşmesi için son hazırlıklarımı da yapıp güzel bir uyku çekmek için yattım.
   Sabah erken saatte kalkıp hazırlandım ve görüşme için verdikleri saatten iki saat önce evden çıktım. Malum İstanbul trafiği… Ne olacağı hiç belli olmaz derken 45 dakikada firmanın merkez binasının önündeydim. Çok heyecanlıydım. Sakinleşmek için bir çay içmeye karar verdim. Bir kafede oturup çayımı içip biraz da zaman geçirdikten sonra firmaya geri döndüm. İçeri girdim, danışmadaki görevliye iş görüşmesi için geldiğimi söyledim. Kaçıncı kata çıkacağımı söyledi. Asansöre bindim ve asansörün aynasında son bir kontrol yaptım. Salona girdiğimde genellikle benden küçük yaşlardaki gençler koltuklarda, taburelerde, masa çevresinde oturuyorlardı. Kat danışmasındaki sarışın bayan, “Hoş geldiniz. İlk görüşme için mi, ikinci görüşme için mi geldiniz?” diye sordu. “İlk görüşme” diye cevapladıktan sonra ismimi sordu ve “Buyrun. Biraz bekleyin sizi alacağız” dedi. Bir tabureye oturup çevreme baktım. Genci, orta yaşlısı, kızı, erkeği herkes benim gibi yarı spor yarı klasik bir şıklığa sahipti. Bu alandaki görüşmelerde, temiz ve kişinin kendine yakışanı giymesi gerektiğini düşünüyordum. Doğru yoldaydım. Benim yaşlarımda adaşım olan bir bayan girdi salona. Kendisini tanıttıktan sonra, “İlk görüşme için gelenler lütfen beni takip etsinler” dedi. L şeklindeki bir koridordan geçip dershane sıralarının olduğu bir sınıfa alındık. Yaklaşık 20-25 kişiydik. Bayan, kendisini ve firmayı tanıttıktan sonra, “Size bir tanıtım filmi izleteceğim, sonra görüşürüz” dedi ve filmi başlatıp sınıftan ayrıldı. Yaklaşık on dakika süren filmin son dakikalarında sınıfa geri geldi. Elindeki formları dağıttı. Formda kişisel bilgilerimizin dışında, deneyimlerimiz, eğitimimizle ilgili doldurulması gereken bölümler vardı. Ayrıca firmanın hangi markalarında ve hangi lokasyondaki mağazalarında çalışmak istediğimize dair sorular da bulunuyordu. İstedikleri vesikalık fotoğrafı da formun köşesine elden ele dolaşan zımba ile birleştirdikten sonra, formu tamamlayıp uzattım. Bir baktım ki ilk geri veren benim. Bu süre içerisinde kendini göstermeye çalışanlar, ilgi çekmek için garip garip soru soranlar da olmadı değil… Formların toplanması tamamlandıktan sonra tabi en altta kalan form benimki oldu. Görevli bayan, “Sizi şimdi daha iyi tanıyabilmek için sırayla çağıracağız” dedi. İçimden, “Ooo ooo benim form en altta kaldı, bari telefonu kurcalayayım da, zaman geçsin” derken, ikinci çağrılan ben oldum. Apar topar ayağa kalktım ve başka bir odaya geçmek üzere sınıftan çıktım.
   Odaya girmeden önce güleryüzlü bir bayan görevli, “Hoş geldiniz” dedi ve beni içeriye buyur etti. Masada yerimi aldıktan sonra karşıma geçti ve “Form üzerinden giderek sizi daha iyi tanıyabilmemiz için bilgilerinize beraber bakacağız” dedi. Kişisel bilgiler, eğitim falan derken çalışmak istediğim marka ve mağaza ilgili konuşurken, heyecandan gözüm seğirmeye başladı. Bildiğimiz göz kırpıyor gibiyim. Artık bana içinden sapık mı demiştir nedir bilmem. Geçmiş iş deneyimlerim bölümüne geldiğinde boş bıraktığımı görünce, “Tekstil ve mağazacılık sektöründe, satış danışmanlığı deneyimim olmadığı için yazmadım. Farklı sektör ve alanlar oldu. İsterseniz yazabilirim” dedim. “İkinci görüşmede zaten bu bilgileri isteyeceğiz sizden, o yüzden şimdilik gerek yok” dedi. Görüşmemizin tamamlanmasının ardından, birbirimize teşekkür ettik ve kendisine “İyi çalışmalar” dileyerek odadan ayrıldım. Koridorda diğer görevlileri de görünce otuz iki diş gülümseyiş ve tüm şirinliğimle ilerledim ve asansöre bindim. Bir kat sonra başka bir bayanla karşılaştık. Ne alakaysa o da gülümseyerek “İyi günler” dedi. O an satış danışmanlığı (tezgahtarlık) işinden vazgeçip görev ne olursa olsun, merkez binada çalışmak istedim. Bu kadar samimi, içten ve güler yüzlü insanlarla çalışmak gerçekten mükemmel olurdu. Ama gel gör ki üç hafta geçti, ne arayan var ne soran…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder