Bir kaç gün önce iş
mülakatı sırasında, adım adım neler yaşadığımı anlatmıştım. Fakat yazımı çok
fazla uzatmak istemediğim için, içinden çıkardığım bir bölümü şimdi anlatmak
istiyorum.
Toplu görüşme
sırasında 20-25 kişilik bir grup olarak bir sınıfa alınmıştık ve firmayı
tanıtan bir kısa film izlemiştik. Sonrasında insan kaynakları görevlisi
kendisini tanıttı, departmandan bahsetti falan derken genç bir bay, “Firmanız
bünyesindeki, her markaya başvuru yapabiliriz, değil mi?” diye sordu. Görevli
arkadaş, “Tabii, neden olmasın” dedi. “Hani cinsiyet farkı sorun olmaz yani,
öyle mi?” diye sordu. Sınıftaki herkes bu soruyu garipsemişti ve tüm kafalar bu
genç baya döndü. Adaşım olan insan kaynakları görevlisi bayan, “Ne demek
istediğinizi anlayamıyorum” dedi. “İç çamaşırı markanızın mağazasında çalışmak istiyorum.
Ama sadece bayanlara yönelik ürünler ürettiğiniz için sordum” dedi. Görevli de
bunun üzerine, “Sorunuz için beklediğiniz cevabı, ilk sorduğunuz soruda
almıştınız zaten. Her markaya başvuru yapabilirsiniz demiştim diye
hatırlıyorum” diyerek genç bayı bozdu.
Genç bayın soru sormasından cesaret aldığını düşündüğüm hemen arkasında oturan, orta yaşa yaklaşmış başka bir bay, “Ben aslında yöneticilik için başvuru yapacaktım” dedi. Görevli bu sefer ona dönüp “O zaman burada işiniz ne?” diye sordu. Birçok kişi gibi bende kıkırdamaya başladım. Güldüğüm belli olmasın diye de başımı öne eğip elimle ağzımı kapattım. “İşte bir firmada yöneticilik için, önce alt departmanlarda başlamak gerek diye düşündüm” diye bir şeyler geveledi. Görevli arkadaş, hepimize birden dönerek “Herkes bir işte ilerlemek ister. Kim ister ki sabit kalsın. Yükselmek herkesin hedefidir. Buraya hepiniz yeni bir başlangıç için başvuru yaptınız. Ama deneyimli, ama deneyimsiz… Çalışma süresi içerisindeki deneyim ve başarılarınız sizi yukarı çıkaracaktır” dedi. Bayanın konuşması biterken, beyefendi “Tabii, tabii” diye bayanı onaylarcasına şeyler diyordu. Sanırsın yıllardır firma bünyesinde çalışan biri de, bayana destek olarak geldi...
Genç bayın soru sormasından cesaret aldığını düşündüğüm hemen arkasında oturan, orta yaşa yaklaşmış başka bir bay, “Ben aslında yöneticilik için başvuru yapacaktım” dedi. Görevli bu sefer ona dönüp “O zaman burada işiniz ne?” diye sordu. Birçok kişi gibi bende kıkırdamaya başladım. Güldüğüm belli olmasın diye de başımı öne eğip elimle ağzımı kapattım. “İşte bir firmada yöneticilik için, önce alt departmanlarda başlamak gerek diye düşündüm” diye bir şeyler geveledi. Görevli arkadaş, hepimize birden dönerek “Herkes bir işte ilerlemek ister. Kim ister ki sabit kalsın. Yükselmek herkesin hedefidir. Buraya hepiniz yeni bir başlangıç için başvuru yaptınız. Ama deneyimli, ama deneyimsiz… Çalışma süresi içerisindeki deneyim ve başarılarınız sizi yukarı çıkaracaktır” dedi. Bayanın konuşması biterken, beyefendi “Tabii, tabii” diye bayanı onaylarcasına şeyler diyordu. Sanırsın yıllardır firma bünyesinde çalışan biri de, bayana destek olarak geldi...
Görevli dışında bir tek kendisinin sesi çıkıyordu sınıfta. Bayan,
beyefendiye dönüp “Daha önce mağazacılık alanında en az bir yıl süre ile
gerçekleştirdiğiniz bir deneyiminiz varsa; satış danışmanlığı yerine madem
hedefiniz yönetim, açık pozisyon olduğu takdirde oraya başvurunuzu yapın. Böylece
hem sizin için bir zaman kaybı olmaz, hem de buradaki arkadaşlarınızdan birinin
hakkını yememiş olursunuz” dedi. O an ayağa kalkıp “Yürü be… Kim tutar seni”
diyerek alkışlayasım geldi görevliyi… Beyefendi ise, sus pus büzüldü kaldı
olduğu yerde. Ben onun yerinde olsam, o an kalkar giderdim o sınıftan...
Görevli iyi bozmuş amcayı:))
YanıtlaSilAynen... Ben de, o anın keyfini çıkardım :) Kendini göstermeye çalışırken, rezil oldu. Farkında değil :)
Sil